"Casus Belli"

 

Casus belli diye baslik attimsa, sakin birilerini casus ilân edecegimi beklemeyin! Casus belli, devletler hukukunda bir deyimdir. Bir devletin, belli bir olay veya olusumu, savas ya da müdahale nedeni saymasidir. Örnegin; Türk devleti, Yunanistan'in Ege denizinde karasularini 12 mile çikarmasini casus belli, yani savas nedeni saymistir.

Komsulariyla maraza içinde yasamayi temel politika haline getirmis olan Türk devleti, simdi de Kürtlere karsi yeni bir casus belli' nin hazirligini yapiyor.

16 Mayis 2001 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde Ugur Erkan tarafindan Disisleri Bakanligi'nin bir raporu haber konusu edilmisti. Habere göre Disisleri Bakanligi'nin devlete; "Kuzey Irak'ta bizim için hiç bir sekilde kabulü mümkün olmayan senaryo, bagimsiz bir Kürt devletinin ilânidir. Bu dogrultudaki bir deklarasyon tarafimizdan casus belli sayilmalidir" seklinde bir öneride bulundugu belirtiliyor.

Bunca önemli olan bu haber, o günden bu yana yalanlanmadigina göre dogruluk payi tasiyor. Zaten devletin üst düzey yetkilileri de sürekli bu anlamda açiklamalarda bulunuyorlar.

Bir yakinim, Türk devlet yasamina damgasini vurmus Süleyman Demirel'in Kürtlerle ilgili politikasini söyle açiklardi: "Bu adam mezarliktan geçerken tüm Müslümanlar için dua eder, ardindan da duasinin Kürt ölülerinin üzerinden atlamasi için Tanri'ya yakarir.."

Türk devletini yönetenlerin Kürt politikalarini bu kadar öz ve güzel anlatimina zor rastlanir.

Gerçi ortada fol yok yumurta yok. Ta Melle Mistefa Barzani'den bu yana, Güney Kürdistan'daki hiç bir kurum ve yetkili kisinin agzindan bagimsiz Kürt devleti isitilmedi. Adamlar gerçekçi politika izlemenin pesindeler. Dünyadaki siyasal konjonktürün, bagimsiz bir Kürt devletinin ilânina elvermediginin bilincindeler. Isin pratik yani bu. Baskasinin yerine gelin güvey olup, Güney Kürdistan için bagimsiz bir Kürt devleti isteme niyetimiz de yok. Ancak ben isin prensibi üzerinde durmak istiyorum.

Sovyetler Birligi'nin dagilmasindan sonra, olusan bir çok bagimsiz devleti ilk taniyan Türkiye oldu. Bunlarin basinda da Türki cumhuriyetler geliyor. Ayrica Moldova ve Gürcistan gibi devletlerin topraklari içinde kalan Türklerin özyönetime kavusmasi için yogun çaba gösterildi ve basari da elde edildi.

Türkiye, 120 bin Türk için Kibris'ta bagimsiz Türk devleti ilân ettirdi. Balkanlardan Çin Seddi'ne kadarki Türk dünyasi ilgi alani içinde..

 

Kibris'taki bagimsiz Türk devleti bir yana birakilirsa; diger olusumlari uluslarin kendi geleceklerini özgürce belirleme ilkesi içinde degerlendiriyorum. Kibris'taki devletin , orada yasayan halkin iradesini yansittigindan kuskuluyum. T.C. ve Denktas kliginin zorlamasiyla yaratilmis "bagimsiz" bir devlet olduguna, oradaki en iyi çözümün esitlik temelinde bir federasyon olduguna inaniyorum. Zaten konumuz Kibris da degildir.

Bu gelismeler, uluslarin kendi geleceklerini özgürce belirleme hakki çerçevesinde görüldügü için, hiç bir Kürt karsi çikmadi. Kürtler, Bulgaristan'daki Türk azinliga Jivkov döneminde yapilan baskilari tüm benliklerinde hissettiler. Onlar dil yasaginin, zorla ad degistirmenin, benliginden koparilmanin ne oldugunu herkesten daha iyi biliyorlardi. Çünkü "bizim" Jivkovlarimiz on yillardir daha agirini bize uyguluyordu.

Güney Kürdistan'daki de facto Kürt devleti, içindeki azinliklara her türlü hakki tanimisti. Türkmenler, Türkiye'nin resmi sinirlari içindeki Kürtlerden bin defa fazla haklara sahiptirler. Bunlari Türk devleti istedigi için degil, Kürt yönetimi kendiliginden verdi. Baas yönetimine karsi Kürtlerle birlikte özgürlük mücadelelerini sürdürmüslerdi. Partilerin içinde Türkmen pêsmergelerin varligini gözlerimle görmüstüm. Parlamento seçimlerinden sonra Güney Kürdistan'a yaptigim gezi sirasinda, bana eslik eden iki pêsmergeden biri Türkmen'di. Siz Türkiye'nin, Güney Kürdistan'daki Türkmen yaygarasina bakmayin. Türkmenler haklarindan yoksun oldugu ya da onlari korumak için degil, ortaya çikan Kürt devletini destabilizasyona ugratmak için ortaligi karistirip duruyor. Güney Kürdistan'da Türkmen ordusu olusturmaya kalkiyor da, onlardan çok daha kötü durumda olan Uygur Türkleri için Çin'de niye ordu olusturmaya kalkmiyor?

Diyecegim o ki Kürtler, hiç bir zaman uluslarin kendi geleceklerini özgürce belirleme ilkesi söz konusu olunca, çifte standart içinde olmadilar. Aksi, Kürt halkinin kendi özgürlük mücadelesinin inkâri olurdu.

Kürt cephesinden Türklerle ilgili gelismelere baktiktan sonra, bir de Türk cephesinden Kürtlere bakalim.

1.       Kürtçe diye bir dil yoktur!

2.         Kürtçe yayin yasaktir!

3.         Kürtçe egitim yasaktir!

4.       Ana babanin çocuklarina Kürtçe ad koymasi yasaktir!

5.         Yer adlarinin Kürtçe olmasi yasaktir!

6.         Kürdistan yasaktir!

7.         Kürtlerin devlet kurmasi yasaktir..!

8.         Kürt olmak yasaktir!

Sezar'in hakkini Sezar'a vermek gerekir. Serbest olan seyler de var. Ormanlarinin, köylerinin yakilmasi, insanlarinin zorla göç ettirlimesi, daglarina taslarina asagilayici, tahrik edici sloganlarin yazilmasi, aydinlarinin, yurtseverlerinin faili "meçhul" cinayetlerle ortadan kaldirilmasi serbesttir. Serbest olan seyleri daha da uzatmak mümkündür. Örnegin, Kürt devleti kurulmasi için eli kanli Baas diktatörleri ve Mollarla ittifak da serbesttir..

Dünya degisti, ama Türk devletinin Kürt politikasinda bir degisiklik olmadi.Bunun için ne içerde huzuru var ne de disarida sayginligi. Ne insan haklari ne de uluslararasi ilkeler O'nun umurunda degil. Bunlar O'nun için bir anlam ifade etmiyorlar. Bütün bu degerler Türkler için hak, Kürtlere kabahattir. Devlet kurmakta öyle. Devleti ancak Türkler kurabilir. Güney Kürdistan'daki de facto devlet bagimsizim dese, Türk devleti hemen ona savas ilân edecek..

Peki bu politikaya sahip devlet, sinirlari içinde de milyonlarca Kürdün yasadigindan hederi yok mu? Milyonlarca Kürdün, Güneydekilerle kan ve gönül baglari oldugundan habersiz mi? Bu politikasiyla mi birlik ve bütünlügünü saglayacak? Mevcut olmayan bagimsiz Kürt devletine simdiden savas ilân ederek mi vatandasi olan Kürtlerin gönlünü kazanacak?

Kürtlerin gönlünü degil, ama Abdullah Öcalan'in memnuniyetini kazanacagi bir gerçek. Imrali'dan mektup yazarak devlete bu konuda akil vermeye kalkmadi mi? Asrin Hukuk Bürosu'nun Internet sitesinde yayinlanan mektubunda Türk devletine "akil" verirken sunlari söylüyordu:

"Kuzey Irak her seyden önce Türkiye'nin zayif karin bölgesidir. Darbe er geç oradan vurulmaya çalisilacaktir. Bunu çok gizli planlarin sonucundan ziyade diyalektik bir gelisme olarak görmek gerekir. Isbirlikçi Kürt olusumu ne kadar Türkiye'nin denetiminde de olsa bu haliyle er veya geç Türkiye'nin aleyhine en önemli rolü oynayacaktir..."

Ne diyelim? Atatürk'e ve Türk devletine olan saygi ve hayranligini her firsatta dile getiren Öcalan, Türk devletine verdigi aklin bosa gitmediginin kivancini ne kadar yasasa hakki var! Türk devleti bagimsiz Kürdistan için karara variyor: Casus Belli.

20.Mayis 2001

Rusen ARSLAN

 

 

 

 

1

1