"Devlet Kürt Halkini Kazanabilir mi?"

 

Kürt halkina karsi on bes yil iç savas yürüten Türk Devleti, simdi de halki kazanmanin yollarini ariyor. Zaten savasi yürüten Genel Kurmay yetkilileri "Biz asker olarak üzerimize düseni yaptik. Simdi sira sivil siyasetçilerde. Onlar da üzerine düseni yapmalilar" diye açiklamalarda bulundular. Sivil siyasetçilerden istenenler konusunda belirginlik yok. Belirgin olan, askerin Kürt kimliginin taninmasina, Kürt diliyle egitim yapilmasina, Kürtçe radyo ve televizyon yayinlarina karsi oldugudur. Bilinen bir sey daha var: Askere, yeni tanimiyla derin devlete ragmen Kürt sorununda adim atmanin olanagi da yok. Türkiye'deki sivil yönetimin, derin devletin kendisine biraktigi alan içinde hareket etme özgürlügü vardir. Kürt sorununda karar süreci derin devlete aittir. Derin devlet ise, Kürt sorununun çözümünde, basindan beri yasaklarini koymus. Yukarida da belirledigim gibi, Kürt sorununun çözümüne giden yolda önemli adimlar olabilecek; kimlik, anadilde egitim, Kürtçe radyo ve televizyon yayin serbestisi gibi adimlar atilmaksizin Kürt halki kazanilmaya çalisilacak.

PKK, üç yila yakindir savasi durdurmus. Devletin saldirilari ve bir kaç küçük çatisma disinda silâhlar susmus denebilir. Buna karsin devletin savas bölgesi için neler yaptiklarina bir bakalim. Hükümet, bölgenin kalkinmasi için alti bos bir ekonomik paket hazirladi. Elestiri oklarini üzerinde tasiyan bu paketin, ekonomik kriz içinde olan devletin uygulamasi zaten söz konusu degildir. Bir seyler de yapmak gerekiyor. Asker tarafindan toplu sünnet ve resmi nikâh törenleri yapiliyor, arada bir askeri doktorlar köyleri dolasip hastalari muayene ediyorlar. Emniyet Müdürü Gaffar Okan, seyyar köfteci ile arkadaslik (!) yapiyor, Diyarbakirspora Baskan oluyor. Basarili okul ögrencileri, bir iki haftaligina Ankara, Istanbul, Izmir gibi büyük sehirlerde Türk ordusunun misafiri oluyor. Ögrencilerin misafirligi medya ordusunca takip ediliyor. Ögrencilerle röportajlar yapiliyor. En çok "büyüyünce ne olacaksin" sorusu soruluyor. Erkek ögrencilerin çogu; "asker olacagim" diye cevapliyorlar. Bu cevaplardan sonra yorumlar basliyor. "Halk aslinda devletine ordusuna bagli, devletle sorunu yok. Tüm sorunu çikaranlar bir avuç bölücü ve disaridan beslenen teröristler..."

Zavalli çocuklar! Eger gerçekten subay olmayi kafalarina koymuslarsa; bir kaç yil sonra, harb okullarinin kapisinin Kürt gençlerine kapali oldugu gerçegiyle karsilasacaklardir. Bunu eski Basbakanlardan Ferit Melen bir söyleside açikça ortaya koyuyor: "...Devletin söylenmeyen politikasi (Kürt politikasi) ‚zenginlesmesinler, okumasinlar' seklindeydi. Örnegin askerde yüksek rütbelere pek çikamazlar, devlet dairelerinde belirli bir düzeyin üstüne katiyen ulasamazlardi. Zira devlet korkardi..." (Mehmet Ali Birand, Apo ve PKK, 4. Baski, 1992, sayfa:62)

En acil çözülmesi gereken sorunlarin basinda gelen; köyleri yakilan, yikilan milyonlarca insanin yurduna, yuvasina dönüsü, koruculugun tasfiyesi ve genel siyasal af konusunda en ufak bir çalisma yok. Köylerine kendi imkânlariyla dönmek isteyenlere çesitli zorluklar çikariliyor. Tazminat istemeyeceklerine dair ellerinden zorla belge alinmak isteniyor. Stratejik köy ve mezralara dönüse ise hiç izin verilmiyor.

Devlet, kazanmak istedigi Kürt halkina hangi gözle bakiyor?

Devletin Kürt halkina ne gözle baktigini yukarida Ferit Melen örnegiyle açiklamaya çalismistim. Simdi daha ilginç örneklerle bunu saptamaya çalisacagim.

Söz okuldan okumaktan açilmisken, T.C. nin kurucu önderlerinden Maresal Fevzi Çakmak'in bakisini ögrenelim. "...Doguda okul açilmasi gündeme geldiginde Fevzi Çakmak 'Ne okulu? Biz cahili ile basa çikamiyoruz, okumusuyla hiç hallesemeyiz' diyor." (Mehmet Ali Birand age. s.62). Kontenjan Senatörü Emekli General Cemal Madanoglu; "1965'te Kontenjan senatörleri olarak Cumhurbaskani Cevdet Sunay'a gittik. Ben Kürt sorununu açtim. Kipirdamalar artmisti; ‚dikkatli olmak gerekir' dedim. Verdigi yaniti halen hatirlarim: ‚Dogru, bunlari ortaokuldan yüksegine koymamiz gerekir'..." diye anlatiyor. (Tarik Ziya Ekinci, Vatandaslik Açisindan Kürt Sorunu ve Bir Çözüm Önerisi, s.185)

Atatürk döneminin Adalet Bakanlarindan Mahmut Esat Bozkurt; 1930 yilinda Ödemis'te yaptigi konusmasinda; Biz Türkiye denilen, dünyanin en hür ülkesinde yasiyoruz. Mebusunuz inançlarindan samimiyetle bahsetmek için buradan daha müsait ortam bulamazdi. Onun için hislerimi saklamayacagim. Türk, bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanlarin bu memlekette tek haklari vardir; hizmetçi olma hakki. Dost ve düsman ve hatta daglar bu hakikati böyle bilsin..." (Ömer Vehbi Hatipoglu, Bir Baska Açidan Kürt Sorunu, s.38)

12 Mart döneminde Diyarbakir Sikiyönetim Askeri Mahkemesinde görülen 1971/130 Esas sayili Devrimci Dogu Kültür Ocaklari dava dosyasina giren iki istihbarat raporundan söz etmek istiyorum. Her iki rapor da Jandarma Genel Komutanligi'na aitti. Raporlardan birisi Dogu ve Güneydogu'daki bir harekâtta ilk elde imha veya tecrit edileceklerin listesi, ikincisi ise; Dogu ve Güneydogu'daki asiretler ve çikarabilecegi silâhli güçleri adini tasiyordu. Birici raporda, Kürdistan'daki hemen hemen tüm etkin asiret reisleri, seyh, seyit ve dedeler ile birkaç yurtsever insanin adi vardi. Asiret reisi, seyh ve dedelerin listeye alinmasinda, ölçü olarak devlet yanlisi olup olmamalari degil, etkinlikleri aliniyordu.Bir örnek vermek gerekirse, bugün devlete Korucubasilik yapan Ahmet Zeydan da listede adi yazili olanlardandi. Hepsi devlet için birer potansiyel düsmandi. Çünkü Kürt halkini bunlarin harekete geçirebilecegi kabul ediliyordu. Geçmisteki direnislere de asiret reisleri, seyh ve dedelerin öncülük etmesi, devlette böyle bir kani olusturmustu. Ikinci istihbarat raporunda ise il il asiretlerin konumu ve silâhli gücü belirtiliyordu.

En çarpici örnek ise, 13 Eylül 1978 yilinda Yüksekova'da yapilan Jandarma 78 Kanatli Tatbikati'dir. Bu tatbikatta bes bin askere yöresel sivil Kürt kiyafetleri giydirilerek, temsili düsman olarak Kürtler gösterilmis ve kasaba kisa süre içinde askerler tarafindan kusatilarak isgal edilmisti. Kara, Hava ve Jandarma birliklerinin katildigi bu ortak tatbikat, aslinda Kürtlere verilen bir gözdagiydi. Çünkü ayni yil Semdinli'de Jirkî asiret liderlerinden Ahmet Adiyaman'i zorla askere götürmek üzere giden Savcinin beraberindeki bir kaç jandarma, çikan çatismada öldürülmüstü. Savcinin provokatörce davranisi sonucu meydana gelen olay üzerine, Jirkî asireti daga çikmisti. Devletle asiretin uzlasmasi üzerine, asiret olaysiz dagdan inmisti. Sivas'a tayin edilen savci ise, faili belli olmayan bir cinayete kurban gitmisti.

Kürdistan'daki askeri tatbikatlarin gözdagi amaci tasidigini askeri çevreler de kabul ediyor. Genel Kurmay Yikici Faaliyetler eski Sube Müdürü; ...1963'te Cevdet Sunay, on sayfalik ‚Devlet Direktifi' hazirlatti. Direktifin temeli, bütün devlet ünitelerinin Kürt sorunuyla ilgili olarak neler yapacaklari yazilmisti. Milli Egitim'den tutun Sosyal Islere kadar. Kimin ne yapacagi ve nasil hareket edecegi, Içislerinden Disislerine kadar nasil davranilacagi belirtilmisti. Bugün bunlardan geriye bir tek Güneydogu'da hâlâ yapilan atesli tatbikatlar kalmistir.Devletin gücünü göstermeyi amaçlayan bu uygulamanin disinda bir sey olmadi..." diye açikliyor. (Mehmet Ali Birand, age, s.102)

Derin devlet, açiktan adini koymasa da, bir Kürt sorunuyla karsi karsiya oldugunu kabul ediyor. Kürt halkini potansiyel düsman olarak görüyor. Sorunu, ancak askeri ve polisiye tedbirlerle çözmeyi düsünüyor. Bunu Genel Kurmay Baskani Kivrikoglu açikça ortaya koydu. Gazetecilerle bir söylesisinde; "...Kürtçe radyo ve televizyon yayinina izin verirsek, yarin Kürtçe egitim, öbürgün muhtariyet, federasyon daha sonra da bagimsizlik isterler..." diyordu.

Kürt halki, eski Kürt halki degildir. 15 yil agir bir savas yasadi. 25 bin sehit verdi. 10 bin üzerinde Kürt yurtseveri hapiste. Yikilan köyler, sürgünler, hapisler, iskenceler ve cinayetlerden sonra, Kürtler için kiymeti harbiyesi olmayan birkaç Anayasa maddesi degisikligi, Diyarbakirspor Baskanligi, toplu sünnet ve nikâhlar ya da grup grup ögrencilerin büyük sehirlerde agirlanmasiyla Kürt halki kazanilamaz. Peki, devletin Kürt halkini kazanmasinin hiç mi yolu yoktur? Elbette ki vardir: Kürt sorununun esitlik temelinde siyasal çözümü ve güvencelere baglanmasi.. Benimki de olmayacak duaya amin demek!

 

 

Rusen ARSLAN 07.Ekim 2001-10-07

 

Not: Bu yazi http://www.kurdinfo.dk/ için yazilmistir.