|
"Edip Abi"

24.Mayis
2001
Edip Abi öleli yirmibes yil olmus. Yani çeyrek
asir. Inanasim gelmedi. Benim de içinde oldugum ve kisa sürede ulasilabilen
onlarca kendisini seven sayan insanin, Edip Karahan'in 25. ölüm yildönümü
anisi için verdikleri ilânda da öyle yaziyor.
Ölümünü ögrendigim ani hiç unutamam. Sanki
içimdeki bir damar kopmustu. Yasamim boyunca üç defa bu duyguyu
tatmistim. Ilkini Edip Abi'den bir
yil önce ölen dayimin ölümünü ögrendigimde yasamistim. Edip Abi
ikincisiydi. Üçüncüsü ise Sakir Elçi'nin ölümündeydi. Derin aci veren
ölümler, yeni olmus gibi geliyor insana. Onun için de Edip Abi'nin
ölümünden bu yana yirmibes yil geçmis olmasina sasirdim.
Edip Abi'yi ilk nerede gördügümü hatirlamiyorum.
Bizim kusagin üzerinde öylesine derin izler birakmisti ki, sanki onu ta çocuklugumdan
beri taniyordum. O'nu görmeden bile tanimak olasiydi. Çünkü hakkinda çok ve enterasan seyler anlatilirdi. Ama
O'nunla yakin dostluk va arkadasligim 12 Mart Askeri Müdahalesi döneminde olmustu.
Edip Abi, Kürdistan'in yetistirdigi en enteresan
yurtseverlerinden biriydi. O'nu
enteresan yapan özelliklerinin basinda, olaylara tepkisinin siradisi
olmasiydi. TIP'te Eminönü ilçe baskani iken, partide nöbetçi olan genç, kiz
arkadasini parti binasina getirmis. Edip Abi geldiginde onlari sevisirken
buluyor. Binanin anahtarini genç üyeden alarak kapiyi üstlerine kitleyip
gidiyor. Gençlerin içinde oldugu
parti binasi yirmidört saat kapali
kaliyor. Edip Abi onlari ödüllendirmis miydi yoksa cezalandirmisti? Bunu
ancak kendisi bilebilirdi..
Edip Abi, yurtseverlik mücadelesini onuruyla
yürütürken, ayni zamanda epeyce de yoksulluk çekiyordu. Yayinladigi "Kuzey
Irak'taki Ulasal Mücadele ve O'nun Baskomutani general Mustafa Barzani"
adli bildiriye, matbaa masraflarini karsilamak için 15 kurus fiyat koymustu.
Herhalde dünyda yayinladigi bildiriye fiyat koyan ilk adamdi.
O zamanlar Kürtlerin elinde yayin olanaklari yok
denecek kadar azdi. Edip Abi, bu bildirisiyle Güney Kürdistan'daki ulusal
kurtulus mücadelesini kamuoyuna tanitmak isitiyordu.
Edip Abi son derece cesur bir insandi. Korkunun
yanina ugramadigi nadir insanlardan biriydi. Aralarinda Yilmaz Çamlibel'in
de bulundugu dört kisi, Mus'tan Diyarbakir Sikiyönetim Askeri Cezaevi'ne
ziyarete gitmistik. Çarsidan bir seyler alip Istihkâm Taburu'nun yerindeki cezaevine
gittik. Içerdeki arkadaslar görüs boykotu yapmislardi. Sabah görüsemedik.
Ögleden sonra bir daha gittik. Boykot bitmisti ve görüs baslamisti.
Görüsler bahçede tel örgülerin iki tarafinda yapilirdi.
Biz nizamiyede siramizi bekliyorduk. O günkü
olay ve boykot nedeniyle olacak, 7.
Kolordu Kurmay Baskan'i teftise gelmisti. Tutuklu ve ziyaretçilerinin
Kürtçe konustugunu görünce; cezaevi müdürüne "bunlari Türkçüden baska dille
konusturmayin" diye emir verdi. Bu sirada Edip Abi hanimiyla görüsüyordu.
Birden Kurmay Baskani generale döndü ve o gür sesiyle "Efendiiiii, bu
insanlarin bu dili serbestçe konusabilmek için burada yattiklarini bilmiyor
musun?" diye bagirdi. Biz endise içinde olacaklari bekliyorduk. General hiç
bir sey demeden görüs yerini terk etti ve nizamiyeye yürüdü.
Edip Abi "Divan Baskani"ydi. Bu deyim
kendisinindi. Aslinda cezaevindeki tutuklularin temsilcisiydi. Bu göreve
kendi kendisini atamisti. O kadar bu görevin hakkini verdi ki,
itirazsiz herkes kabullenmisti.
General'e karsi öyle bagirirken, yurtsever Edip Karahan'in tepkisi yaninda,
Divan Baskani olarak da görevini yerine getiriyordu.
Baskanlik Divan'inin ilk günleriydi. Bende Edip
Abiyle birlikte hapisteydim. Kendisine saka yollu sordum:
1.
Abi, sen baskanlik divani diyorsun, ama senden baska kimse yok ki
divan olsun?
Edip Abi'nin cevabi her zamanki gibi kendisine
hasti.
2.
Bu göreve ben kendimi atadim. Demokratik görünsün diye "Baskanlik
divani" diyorum.
3.
Edip Abi hem
zeki ve hem de çok hazircevapti. Bunun en ince örneklerini
Diyarbakir Sikiyönetim Mahkemesindeki yargilamalar sirasinda sergilemisti.
12 Mart'ta ikimiz de 2. DDKO davasindan yargilaniyorduk. O ayrica Kürdistan
Demokrat Partisi davasindan da yargilaniyordu. Mahkemedeki oturus sirasina
göre birinci sanik Mehdi Zana, ikincisi ben ve üçüncüsü ise Edip Abi'ydi.
En ön sirada otururduk. Mahkeme salonu küçük, hâkim ve savcilarla
aramizdaki mesafe iki metre kadardi. Öyle ki hakimlerin kendi aralarindaki
müzakereleri bile duydugumuz olurdu.
Edip Abi, 1.90'dan asagi olmayan boyu, iri gövdesi,
büyük gözleri ve kalin kaslariyla heybetli bir görünüme sahipti. Bakislari sertti. Mahkeme Savcisi Albay
Hayrettin Ugrasiz, Edip Abi'nin özel olarak ona sert sert baktigi sanmis
olacak ki, Mehdi Zana'ya, "Edip Karahan niye bana öyle ters ters bakiyor"
diye sordu. Mehdi eliyle kendi bogazinda bogma isareti yaparak, savcinin
sorusunu; "Edip Karahan seni bogacagini söylüyor" diye muzipçe
cevaplandirmisti.
Edip Abi yargilama sirasinda yapilan yanlislara,
haksizliklara; kendisiyle ilgili olsun olmasin, aninda müdahale ederdi.
Bizim davadan yargilanan Abdurahman Demir'in sorgusu yapilirken; Durusma
Hâkimi Hamdi Sevinç nüfus kaydini okuduktan sonra sordu:
- Senin nüfusa kayitli oldugun köy
Zîlan'in anlami nedir?
Hamdi Sevinç'in aklinda Zîlan Deresi kalmis
olmali ki bu soruyu sordu. Edip Abi hemen atilip:
4.
Kürtçe'de filiz, sürgün demektir.
Hamdi Sevinç:
5.
Mütalaa istemiyorum Edip Karahan!
Edip Abi :
6.
Verdim bile...
7.
Rahmetli Melle Abdullah Beyik de bizimle
yargilananlar arasindaydi. Ifadesini hep Kürtçe verirdi. O'nun için
tercüman getirtmislerdi. Bir keresinde tercüman yanlis tercüme edince, Edip
Abi müdahale etmis ve dogrusunu söylemisti.
Durusma Hâkimi Albay Hamdi Sevinç:
8.
Edip Karahan, sen O'nun avukati misin?
Edip Abi:
9.
Evet avukatiyim.
Hamdi Sevinç:
10. Öyleyse vekâletnameni göster?
Edip Abi:
-
Aramizda toplumsal vekâletname var.
Sikiyönetim Mahkemesi'nin ve özellikle
Durusma Hâkimi Hamdi Sevinç'in biz
yargilanan Kürtlere olan pesin hükümlü ve düsmanca tavri, birçogumuz
tarafindan siddetle elestirilmis , hâkimlerin ve mahkemenin reddine konu
olmustu. Edip Abi de savunmasinda buna deginmisti. Hamdi Sevinç için;
"...hayatimda böylesine bir karakol komiseri görmedigimi iddia etsem
abartmamis olacagim..." diye belirlemede bulunmustu. Durusma sonrasi Edip
Abi'ye takilmistim:
11. Sirf bu savunmandan dolayi
mahkemeye hakaretten agir ceza verirler. Adami benzetecek baska bir sey
bulamadin mi?
Edip Abi ters ters suratima bakmis, her zamanki gibi
keskin hazircevapligiyla agzimin payini vermisti.
-
Ben de seni iyi bir avukat bellemistim. Bir devlet memurunu diger bir
devlet memuruyla karsilastirmak neden suç olsun ki?
Dava artik karar
asamasina gelmisti. Bize son sözlerimiz soruluyordu. Davamiz 1. DDKO
davasi ile birlestirildiginden, kalabalik bir sanik yekûnu olusturmustuk.
Edip Abi'yle yine yan yana oturuyorduk. Bizden önce son sözlerini söyleyen
arkadaslardan bazilarinin söyledikleri, Edip Abi'yi costurmustu. Benden
kalem istedi ve cebinden çikardigi sigara paketinin arkasina bir seyler not
etti.
Son söz sirasi Edip Abi'ye gelmisti. Kendinden
emin bir sekilde tane tane konusmaya basladi:
12. Ben sosyalist dünya görüsüne
sahip bir insanim.. Sosyalistler anti emperyalist olurlar. Anti emperyalist
olanlarin milli duygulari yüksek olur.. Bizler halkimizin milli haklarini
elde etme mücadelesi veriyoruz. Gel gör ki, Kurtulus savasi sirasinda
analarini, bacilarini Istanbul'da, Izmir Kordonboyu'nda emperyalist
devletlerin subaylarina peskes çekenler, bugün bizleri milli duygulari
zayiflatmakla itham ediyor ve yargiliyor...
Hamdi Sevinç:
13. Kimmis onlar?
Parmagiyla Hamdi Sevinç'i isaret eden Edip Abi:
14. Onlar kendilerini bilir.. Tarih
te bilir..
15.
Mahkeme son sözlerimizi aldiginda, Edip Abi
tutuksuz yargilaniyordu. Mahkeme son sözleri aldiktan bir kaç oturum sonra
son kararini verdi. Bu arada Edip Abi, Güney Kürdistan'a gidip ulusal
harekete katilma kararina varmisti. Kararini açtigi bir kaç arkadastan biri
de bendim. Hepimiz karari olumlu bulmustuk. 1975 teki yenilgiden sonra
dönmüstü. Ne yazik ki, dönüsünden sonra çok geçmeden, bir kalp krizi O'nu
aramizdan aldi.
Ölümünü yirmibesinci yilinda kendi kendime
sormadan edemedim. Edip Abi bende bu derece sevgi ve saygiyi neden
uyandirmisti? O'nun örnek alinacak kararli , mücadeleci, yigit, dost
yanlarini bir kismini ya da hepsini bir çok insanda görmek mümkündü. Ama
O'nun ayri bir özelligi de
vardi. O, mizah karakteri yüksek bir
halkin, Niyazi Usta ve Musa Anter'le birlikte ince mizahin entelektüel ve politik temeldeki üç
temsilcisinden biriydi. O'nun bu özelligi, yukarida siraladigim
özellikleriyle birlesince, benim sorumun cevabi da ortaya çikmis oluyor..
Kürdistan'in bu yigit evlâdi, ne benim sizlerle
paylasmak istedigim anekdotlara, ne de bir kitaba sigabilir. O'nu yeni kusaklara bütün
yönleriyle tasima, hatirasini canli tutma, Kürt ulusal mücadelesinin önünde
bir görev olarak duruyor. Çünkü O, yeri
doldurulamayacak ulusal degerlerimizden biridir. Hatirasi önünde
saygiyla egiliyorum..
Rusen ARSLAN
|