|
|
|
"Terör Ticareti Ya da Sinekten Yag
Çikarmak"
11 Eylül'de ABD'de gerçeklestirilen terör
olayindan sonra, dünya terörle yatip kalkmaya basladi. Gazete, radyo ve
televizyonlarda, devletleri yönetenlerin konusmalarinda terörden baska sey
yok gibi.. Hani haksiz da degiller. Dünya kurulali beri, böylesine
organize, ekonomik ve siyasal boyutlari bu kadar etken olan bir terörü
tanimadi. Öyle ki, agizbirligi edilmisçesine; dünyanin yeniden nizama
sokulacagindan söz ediliyor.
Insanlik tarihi, bir yaniyla savaslar
tarihidir. Tarihin her döneminde kabile savaslarini, halklarin ve
devletlerin birbiriyle savaslarini, din, sinif ve ulusal kurtulus
savaslarini görürüz. Savasi, askeri, teknik, ekonomik, siyasal ve hukuksal
alanda siniflandirmak mümkündür. Askeri açidan; savunma ve saldiri, cephe
ve gerilla, deniz, piyade, hava savaslari, teknik açidan; taktik,
nükleer, kimyasal ve biyolojik
silâhlarla yapilan savaslar, ekonomik açidan; abluka ve ambargo, siyasal açidan; isgal, topragini savunma, ulusal
kurtulus ve sinif iktidari için savaslar; etik açidan; hakli ve haksiz
savaslar, hukuksal açidan ise; mesru olan ve olmayan savas diye ayirmak
mümkün. Savaslari siniflandirma, yalniz benim yukarida siraladiklarimdan
ibaret degildir. Bunlar, benim hemencecik aklima gelenler. Insanlik
tarihini bu kadar mesgul etmis savas kurumunun, savas uzmanlarinca her
açidan daha daha da siniflandirmasi
ve detaylandirilmasi mümkündür.
Savas özünde çok kötü bir sey. Keske
yeryüzünde savaslar hiç olmasaydi. Ne yazik ki, insanlik bunun çok
uzaginda. Dünyada hak, adalet ve hukuk çerçevesinde çözülmesi gereken, ama
elinde güç bulunduranlarin böyle bir çözüme yanasmamasi yüzünden, silâhla
çözülmek istenen bir çok sorun vardir. Günümüzde bunun basinda ulusal
kurtulus savaslari gelmektedir. O'nun içinde ulusal kurtulus savaslari,
insanligin genis bir kesimi tarafindan hakli ve mesru savaslar
olarak görülür.
Insanoglu savaslara bir son vermek basarisini
gösteremediginden, savaslari belli kurallara baglama ihtiyacini duymustur.
Bunun için bir takim uluslararasi sözlesmeler (Örnegin; 1949 tarihli BM
Cenevre Sözlesmesi) yapilmistir. Olusan bu uluslararasi hukuka aykiri savas
yürütenlerin, savas suçu islemis olduklari kabul edilmekte ve uluslararasi
mahkemelerde yargilanmaktadir. Nitekim Miloseviç, böyle bir suçlamayla
tutuklandi ve yargilaniyor.
Bunun yani sira bir halka, cinse veya bir
inanca yönelik sistemli baskilar, örnegin jenoside, katliam v.b eylemler,
insanliga karsi islenmis suçlardan sayiliyor. Bunlari yapanlar da uluslararasi
mahkemelerde yargilanabiliyorlar. Ne yazik ki, bu kurumlar henüz dünyadaki
dengelere bagli olarak islevlerini istenen biçimde yapamiyorlar. Bu suçlari
islemis bir çok kisi, halen "muteber" devlet adami islemi görmektedir.
Gelelim ABD'de yasanan teröre ve Türk
devletinin bundan parsa toplamasina. Önce hangi inanç, hangi amaç ve
nedenle olursa olsun, masum
insanlara yönelik siddet olayini kabullenmek mümkün degildir.
Yapilan eylemi, savasin herhangi bir türüne sokmada zorlaniyorum. Ama
bildigim ve inandigim bir sey varsa, eylemin insanliga yönelmis bir suç
oldugudur. "Amerika ektigini biçiyor", "Talibani Amerika yaratti", "dünya
jandarmaligina soyunursan sonun bu olur" gibi söylemler, ABD'nin
yaptiklarindan dogrudan sorumlu tutulamayacak masum insanlara yönelik
terörü hakli çikarmaz. Peki Türkiye'ye ne demeli? O'na bakilirsa; "on bes
yillik terörden çok çekmis... Amerika halkini en iyi kendisi
anlayabilirmis... Terör konusunda hakli çikmis... Dünya kendisinin terörle
mücadele konusundaki birikiminden yararlanmaliymis ve bu birikimini dünya
ile paylasmaya hazirmis...Avrupa devletleri kendisini nihayet anlamaya
baslamis ve geç de olsa akillari baslarina gelmis...". Radyo, televizyon,
gazeteler, siyaset adamlari bir koro halinde ayni seyleri haykiriyor.
Utanmasalar zil takip göbek atacaklar. Kan üzerinden ticaret yapmanin
igrenç ve asagilik bir örnegi daha karsimizda.. Kürtlerin ulusal kurtulus
mücadelesini, bu insanlik disi saldiriyla ayni sepet içinde satisa
sunuyorlar. Iste ben sorunun bu yanina deginmek istiyorum.
Ülkesi parçalanmis bir ulus, yüz elli yildir
bir varolma mücadelesi veriyor. Ugradigi tarihsel haksizliklar bir yana,
kimligi, dili., kültürü, her seyi yasak, kendisine Türk olmaktan baska
seçenek birakilmamis bir halk..Toplu katliamlara ugramis, sürgünleri
tanimis, çocuguna istedigi adi koyamamis, ülkesinin cografyasindaki adlara
yabancilastirilmis bir halk.. Binlerce faili meçhul(!) cinayet, yakilmis,
yikilmis binlerce köy, göç ettirilmis milyonlarca insan.. Potansiyel suçlu
kabul edilen bir halk.. Bu eserin sahibi Türkiye Cumhuriyetine direnen Kürt
halki. Her direnisinde T.C.nin; asi, eskiya, bölücü ve bugünün moda
deyimiyle terörist suçlamasindan kurtulamamis bir halk..
Peki terörizm nedir? Temel Britannica
Ansiklopedisi terörizmi; bireylerin, gruplarin ya da devletin siyasal bir
amaçla baska kisi ve gruplara karsi giristigi, savas disi siddet
eylemleri olarak tarif ediyor. Genelde kabul gören bu terörizm tarifine
kimin ne kadar uyduguna bir bakalim.
Kendilerine yasal mücadele ve hak arama
yollari birakilmamis Kürt halkinin,
T.C.ne karsi silâhli mücadeleye
basvurdugu bir gerçek. Son savas da PKK ve T.C arasinda on bes yil sürdü.
Biz, tarihte kalmis Sakalli Nurettin Pasa'nin Koçgiri'de, General
Alpdogan'in Dersim'de uyguladigi katliamlari, Agri ve Zilan'i, yasak
bölgeleri, General Muglali'nin katlettigi Kürt köylülerini bir yana
birakalim.En son PKK ile sürdürdügü savasta uyguladiklarindan yola çikalim.
T.C., PKK ile arasinda süren sicak savasta,
Özel Harp Dairesi eliyle özel bir savas uyguladi. Bu savasin nasil
uygulandigini anlayabilmek için, Özel Harp Dairesi'nin görevlerinin ne
olduguna bakmak gerekir. Kara Kuvvetleri Komutanligi Sahra
Talimnamesi'nin 31-15 bölümünde Özel
Harp Dairesinin görevleri söyle belirlenmektedir : "Adam öldürme,
bombalama, silâhli soygunculuk, iskence, kötürüm birakma, adam kaçirmak
suretiyle tedhis ve olaylari tahrik, misilleme ve rehinelerin ali konmasi,
kundakçilik, sabotaj, propaganda ve yalan haber, zorbalik ve santaj..." Tüm
bu eylemleri yapanlarin, hiç bir yasal sorusturmaya tabi tutulmamasi hüküm
altina alinmis. Anilan sahra talimnamesinin 9. maddesinde söyle bir
düzenleme var: "Gayri nizami kuvvetin yeralti unsurlari kaide olarak kanuni
statüye tabi degildir." (Tarik Ziya Ekinci, Vatandaslik Açisindan Kürt
Sorunu ve Bir Çözüm Önerisi, Küyerel Yayinlari 1997, 1.Baski, Sayfa:193).
Son savasta devlet, Sahra Talimnamesi'ndeki
tüm mücadele yöntemlerini kullandi. Soygun yapildi, adam öldürüldü,
sabotaj, kundaklama, tedhis, adam kaçirma gibi akla gelebilecek her türlü
eylemin içinde olunuldu. Eylemlerin çogu, savas disindaki sivil halka
yöneldi. Yaslilar, kadinlar, çocuklar, ögretmenler, saglik görevlileri,
isadamlari, aydinlar, tedhis ve tahrik için Iran askerleri öldürüldü.
Askeri helikopter ve panzerlerle eroin ticareti yapildi.Yaptiklarinin
tümünü, "propaganda ve yalan haber" görevi çerçevesinde PKK'ya yikmaya
çalisti. Eylem için eylemi siari edinmis PKK, devletin yapip kendisine
yükledigi suçlari, reddetmede gerekli kararliligi göstermedi. Hatta bir kismini
yüklendi. Sivillere yönelik bir köy katliamindan sonra, ERNK Avrupa
sorumlusu; "kursun adres tanimaz" diye, sivillere, kadin ve çocuklara
yönelik saldirilarin savunuculuguna soyundu. Sonra da at izi ile it izi
birbirine karisti. Devletin yaptigi ve yaptirdigi tüm terör eylemleri
PKK'nin ve dolayisiyla da Kürt halkinin üstünde kaldi.
PKK terör uygulamadi degil. Terörü genellikle
diger Kürt örgütlerine, yurtsever ve devrimcilerine uyguladi. Newrozlar,
toplantilar basildi, insanlar yaralandi, öldürüldü. Bununla da yetinilmedi.
Kendilerine savasmak için katilan bir çok gerilla, sudan bahanelerle
öldürüldü. PKK'nin 5. kongresinde itibarlari iade edilip sehit ilân edilen
bu gerillalarin, neden öldürüldügünü Sexwebûn'da okudugumda tüylerim diken diken olmustu. Bunlarin hepsi dogru. Yapildigini örgüt
olarak kendilerinin de su veya bu sekilde kabullendikleri olaylar. Ama
PKK'nin yaptiklari, devletin yaptiklarinin yaninda devede kulak kalir.
PKK, devletin uyguladigi teröre zaman zaman sahiplenerek devlete büyük iyilik yapti. Avrupa'da yaptiklari da
üzerine eklenince, bir çok ülke tarafindan terörist ilân edilip yasaklandi.
En son iyiligi ise, Genel Baskanlari Öcalan, ifade ve savunmalariyla yapti.
Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcilari Cevdet Volkan ile Talat Salk'a gönüllü
olarak verdigi 03.04.1999 tarihli ek ifadesinde ;"...PKK kurulduktan sonra
siddete basvuruldu. Ama zaman içerisinde de PKK'nin gösterdigi bu siddetten
rahatsiz oldum..." diyor. Yani siddet konusunda suçu örgütüne yikmaya, bir
yoluyla da devleti aklamaya çalisiyor. Halbuki PKK'nin, Kürt halkina tüm
hak arama yollarini kapatmis bir devlete karsi silâhli direnisi örgütlemesi
ve uygulamasi¸ haklilik ve mesruiyet içeriyordu. Kürtler, Türk devletine
karsi silâhli mücadele vermeli miydi? Silâhli mücadele ne getirip götürdü?
Bunlari bir tarafa birakip, prensip açisindan olaya bakildiginda; baska
türlü bir yorum getirmek mümkün degildir. Keske PKK isin prensibini savunma
kararliligini gösterebilip, savasi uluslararasi kurallara siki sikiya bagli
olarak sürdürmüs olsaydi.
Türk devleti, Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer
araciligiyla ABD Baskani Bush'a öneride bulunarak;"Terör konusunda
edindikleri deneyimi ABD ile paylasabileceklerini" söyledi. 11 Eylül'de
ABD'de meydana gelen seri terör olayindan sonra, Türkiye'nin terör
konusunda diger devletlerle paylasacagi deneyimlerinin neler olabilecegini
hep düsünüp durdum. Sonunda galiba buldum.. Gerçekten Türkiye'nin, terör
konusunda dünyada pek az devlete nasip olacak kadar deney birikimi var.
Selanik'te Atatürk'ün dogdugu eve bomba attirip sonra Istanbul ve
Izmir'deki Rumlarin ev ve isyerini yagmalattiran kaç devlet
bulunabilir? Kaç devlette bu kadar
faili meçhul(!) siyasal cinayet vardir? Kaç devlet üç binden fazla köy
yakabilir? Kaç devlet çetelerle isbirligi yapar? Hangi devletin Basbakani
yedi TIP'li genci öldüren birisi için; "vatan için kursun atan da yiyen de
kahramandir" diyerek, katil çeteleriyle isbirligini itiraf eder? Kaç devlet
iç savasi finanse etmek için güvenlik güçleri eliyle uyusturucu madde ticareti
yapar? Kaç devletin bayragina, yabanci basin tarafindan eroin siringasi
eklenebilir? Herhalde Türkiye'nin ABD ile paylasmak istedigi, daha dogrusu
O'nu egitmek istedigi konular bunlar olsa gerek.
Türk devlet organlarinin çetelerle isbirligi
yaptigi, uyusturucu isine bulastigi, bu ise karismis kisilerin ifadeleri
(Bkz. Diyarbakir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde görülen Yüksekova Çetesi
Davasi saniklarinin ifadesi, 26/27/28.Mart 1991 tarihli Özgür Politika
gazetesinde PKK itirafçisi Mustafa Gün'ün anlatimlari ) ve insan haklari
örgütlerinin raporlariyla
saptanabilir. Uluslararasi kuruluslarin da ayni yönde saptamasi var.
Merkezi Fransa'da bulunan Uyusturucu Jeopolitik Gözlemevi 1997 sonbaharinda yayinlanan raporunda
söyle diyor:
"Uyusturucu ticaretinin büyük kismi korucular,
bazi MIT elamanlari ve asiri sagci bozkurtlar tarafindan kontrol ediliyor.
Genellikle kara güzergâhini kullaniyorlar. Uyusturucuyu Iran topraklarinda
ya da Güneydogu'daki laboratuarlardan temin ediyorlar veya rakiplerinin
uyusturucularini ele geçiriyorlar. Yakalandigi halde kayda alinmayan
uyusturucu 800- 1.200 kilogram arasinda. Tasiyicilar feodal mafya
liderlerinin aileleri ya da Bozkurtlar... Uyusturucu trafiginin kazanci,
Türkiye'deki siyasi partiler ve bankacilik yapisi nedeniyle özellestirme
sürecinde yatirima dönüsüyor. Sonuç olarak Türkiye devletin yönettigi
kapitalizmin, çikarlari çogu zaman kesisen politik-askeri elit ve mafyanin
denetimindeki kapitalizme dönüsmesine taniklik ediyor." (Kürsat Akyol'un 27
Eylül 1997 tarihli Radikal gazetesindeki tercümesinden aktaran Enis
Berberoglu, Kod Adi Yüksekova, Milliyet Yayinlari, 3. Baski Ocak 1999,
Sayfa:120).
Türkiye'de son 30 yilda büyük bir terör
yasandi. Ama terörün büyük kaynagi devlettir. Türkiye 12 Mart'ta askeri
müdahale ve 12 Eyül'de ise askeri darbeye tanik oldu. Askeri yönetimler
Kürt halkina, aydinlara, devrimcilere büyük bir terör uyguladi. 12 Eylül
öncesi fasist sag terörü uygulayicisi olan Bozkurtlarin partisi MHP bugün
iktidar ortagidir.
ABD'deki terör olayindan devlet kendisine
haklilik payesi çikariyor. Kürtlerle mücadelesinde ne kadar hakli ve
mücadele yöntemlerinin ne kadar isabetli oldugunu böbürlenerek açikliyor.
Özgürlükleri kismada ne kadar hakli oldugunu, dostlari ABD basta olmak üzere, Avrupa ülkelerinin
teröre destek verdiklerini, simdi akillarinin baslarina geldigini anlatip
duruyor. Yakinda Avrupa toplulugunun Kopenhag kriterlerinden vazgeçip,
mevzuatlarini Türk hukuk mevzuatina
uydurdugunu, basta Georg W. Bush olmak üzere, Tonny Blair, Jaque Chirac,
Schröder ve diger Bati Avrupa ülkelerindeki siyasi liderlerin Türkiye'ye
gelip devlet terörünün nasil yapilacagi, çetelerle isbirligi ve uyusturucu
ticaretinin incelikleri konusunda ögrenime basladiklarini görürsek
sasmayalim! Ne diyelim? Aç tavuk rüyasinda kendisini dari ambarinda
görürmüs..
Rusen
ARSLAN
24.Eylül 2001
Not : Bu yazi www.kurdinfo.dk'de yayinlanmak üzere yazilmistir.
|